Koaksiyel kablo, merkezinde sinyal taşıyan iletken bir tel ve bu teli çevreleyen yalıtkan katmanlar ile metalik bir zırhtan oluşan, radyo frekans sinyallerini dış elektromanyetik parazitlerden koruyarak yüksek kalitede iletmeye yarayan özel bir kablo türüdür. Evlerimizdeki televizyon yayınlarından internet altyapılarına, güvenlik kamera sistemlerinden askeri haberleşme ağlarına kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu kablolar, sinyal kaybını en aza indiren yapılarıyla modern iletişimin temel yapı taşlarından birini oluşturur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte fiber optik gibi yeni alternatifler ortaya çıkmış olsa da, maliyet avantajı, dayanıklılığı ve yüksek bant genişliği kapasitesi sayesinde koaksiyel kablolar günümüzde de yaygınlığını ve kritik önemini korumaya devam etmektedir.
Koaksiyel kelimesi, geometrik bir terim olan ifadesinden dilimize geçmiştir ve kablonun merkezindeki iletken tel ile dışındaki koruyucu metal zırhın aynı geometrik ekseni paylaşmasını ifade eder. Birbirinden yalıtkan malzemelerle ayrılmış olan bu iki iletken yapı, kablonun boylu boyunca aynı merkeze hizalanmış silindirler şeklinde uzanır. Bu özel tasarım, sinyalin kablo dışına sızmasını engellediği gibi dışarıdaki manyetik alanların da sinyali bozmasını imkansız hale getirir.
Fiziksel yapısı itibarıyla oldukça dayanıklı olan koaksiyel kablolar, bükülmelere ve çevresel zorluklara karşı dirençlidir. Yüksek frekanslı elektrik sinyallerini uzun mesafelere düşük kayıpla taşıyabilmeleri, onları standart bakır tel kablolardan ayıran en büyük özellikleridir.
Koaksiyel kablonun çalışma prensibi, temel olarak elektromanyetizma kurallarına ve "Faraday kafesi" mantığına dayanır. Cihazlar arasında aktarılmak istenen ses, görüntü veya veri sinyali, kablonun en iç kısmında bulunan merkez iletken tel üzerinden elektrik akımı şeklinde ilerler. Ancak yüksek frekanslı sinyaller havaya radyasyon yayma eğilimindedir ve çevrelerindeki diğer elektronik cihazların yaydığı parazitlerden anında etkilenirler.
İşte tam bu noktada kablonun dışını saran metalik örgü devreye girer. Bu dış zırh, bir yandan topraklama görevi görerek elektrik devresini tamamlarken, diğer yandan merkezdeki sinyali 360 derece sararak bir kalkan oluşturur. Bu kalkan sayesinde merkezden geçen veri hiçbir şekilde dışarı sızmaz ve dışarıdaki radyo dalgaları, motor gürültüleri veya diğer elektriksel parazitler içeri giremez. Sinyal, kablonun içinde hapsolarak kayıpsız bir şekilde hedefe ulaşır.
Koaksiyel kablonun temel işlevi, yüksek frekans gerektiren elektriksel sinyalleri, çevresel gürültülerden ve parazitlerden arındırılmış bir şekilde bir noktadan diğerine taşımaktır. Özellikle ses ve video verilerinin aktarımında sinyal bütünlüğü çok önemlidir; sinyale karışacak ufak bir parazit televizyon ekranında karlanma veya internet bağlantısında kopma olarak karşımıza çıkar. Koaksiyel yapı bu bozulmaları sıfıra indirmeye yarar.
Bu kablolar aynı zamanda oldukça yüksek bant genişliklerini destekleyebildikleri için tek bir hat üzerinden yüzlerce televizyon kanalının verisini veya yüksek hızlı geniş bant internet sinyalini taşıyabilirler. Standart bakır tellerin aksine kapasitans ve indüktans değerleri kablo boyunca sabit kaldığı için, yüksek frekanslarda bile istikrarlı bir veri akışı sağlama işlevi görürler.

Koaksiyel kablolar, yüksek frekanslı sinyalleri dış etkenlerden koruyarak iletebilme yetenekleri sayesinde iletişim teknolojilerinin hemen her alanında karşımıza çıkar. Sahip oldukları farklı empedans ve yalıtım özelliklerine göre çok çeşitli sektörlerde kritik görevler üstlenirler.
Evlerdeki televizyon, çanak anten ve uydu alıcıları arasındaki yüksek çözünürlüklü görüntü ve ses sinyallerinin aktarımını kesintisiz olarak sağlarlar.
Kablo TV (CATV) ve geniş bant internet altyapılarında yüksek hızlı veri iletimini destekleyerek modemler aracılığıyla evlere internet erişimi ulaştırırlar.
Kapalı devre güvenlik kamerası (CCTV) sistemlerinde kameralardan gelen analog veya dijital video sinyallerini kayıt cihazlarına parazitsiz bir şekilde taşırlar.
Radyo vericileri, amatör telsiz sistemleri ve mobil iletişim baz istasyonlarında anten ile cihaz arasındaki güçlü RF bağlantısını kurarlar.
Askeri haberleşme sistemleri, havacılık donanımları ve hastanelerdeki hassas ölçüm cihazlarında elektromanyetik parazitlere karşı güvenli veri akışı sunarlar.
Sinyal bütünlüğünün hayati önem taşıdığı bu kullanım senaryoları, koaksiyel kabloların ne kadar güvenilir ve çok yönlü bir teknoloji olduğunu göstermektedir.
Eş eksenli bir yapıda tasarlanan koaksiyel kablolar, dışarıdan bakıldığında sıradan kalın bir kablo gibi görünse de iç içe geçmiş dört farklı ve son derece işlevsel katmandan oluşur. Bu katmanların her biri, sinyalin hedefe en yüksek kalitede ulaşması için özel bir görev üstlenmektedir.
En iç kısımda yer alan canlı uç (merkez iletken), veri veya video sinyallerini fiilen taşıyan ve iletkenliği en üst düzeye çıkarmak için genellikle som bakır ya da bakır kaplı çelikten üretilen temel yoldur.
Merkez iletkeni tamamen çevreleyen dielektrik yalıtkan katman, iç tel ile dış zırhın birbirine temas ederek kısa devre yapmasını önler ve sinyalin kablo içinde merkezde kalmasını sağlar.
Yalıtkanın üzerinde bulunan metalik örgü veya ince alüminyum folyo zırh tabakası, dışarıdan gelen elektromanyetik parazitleri engelleyerek bir Faraday kafesi görevi görür.
Kabloyu en dıştan saran koruyucu kılıf (jacket), iç katmanları nem, güneş ışığı, kemirgenler ve fiziksel darbeler gibi çevresel aşınmalara karşı sıkıca muhafaza eder.
Bu dört katmanın kusursuz uyumu sayesinde koaksiyel kablolar, en zorlu dış mekan koşullarında ve uzun mesafelerde bile sinyal kaybını minimum düzeyde tutmayı başarır.
Koaksiyel kablolar, taşıdıkları sinyalin türüne ve kullanılacakları donanımın gereksinimlerine göre farklı elektriksel direnç (empedans) değerlerinde üretilirler. Empedansın doğru seçilmemesi sinyalin geri yansımasına ve veri kaybına neden olacağı için, sektörde en yaygın olarak 75 Ohm ve 50 Ohm değerine sahip kablo türleri standartlaşmıştır.
75 Ohm koaksiyel kablolar, video ve ses sinyallerinin aktarımında en yüksek verimliliği sağlamak üzere optimize edilmiştir. Evimizdeki uydu alıcılarında, televizyon anten girişlerinde ve kablo internet bağlantılarında standart olarak bu tür kablolar kullanılır. Sinyal gücünün uzun mesafeler boyunca korunması gereken durumlarda düşük zayıflama oranları sundukları için ses ve video endüstrisinin vazgeçilmez standardıdır.
50 Ohm koaksiyel kablolar ise öncelikli olarak veri sinyallerinin aktarımı ve iki yönlü radyo iletişimi için tasarlanmıştır. Video aktarımından ziyade enerji ve verinin aynı anda iletildiği amatör telsiz sistemleri, baz istasyonları, eski tip yerel ağ (LAN) bağlantıları ve Wi-Fi antenleri gibi sistemlerde tercih edilirler. Güç aktarım kapasiteleri 75 Ohm kablolara göre daha yüksektir.

Koaksiyel kablolar, geçmiş yıllarda Amerikan ordusu tarafından askeri amaçlarla geliştirilen ve "Radio Guide" anlamına gelen RG standartlarına göre sınıflandırılmaktadır. Günlük hayatta ve bina içi tesisatlarda en çok karşılaştığımız RG serisi kablolar, merkez iletken kalınlıklarına ve sinyal taşıma kapasitelerine göre birbirinden ayrılır.
RG6, günümüzde hem evsel hem de ticari kullanımda en yaygın olan koaksiyel kablo türüdür. Kalın bir merkez iletkene ve yoğun bir dış zırha sahip olduğu için yüksek frekanslı sinyalleri (uydu yayınları, yüksek hızlı kablo internet) uzun mesafelere kayıpsız bir şekilde taşıyabilir. Evlere çekilen çanak anten veya modem hatlarında standart olarak RG6 kodlu kablolar kullanılır.
RG11 kablolar, RG6'ya göre çok daha kalın ve dolayısıyla fiziksel olarak daha sert bir yapıya sahiptir. İçerisindeki iletken telin kalın olması, sinyalin zayıflama oranını inanılmaz derecede düşürür. Bu nedenle ev içi kısa mesafelerde değil, genellikle ana santralden binalara hat çekerken veya çok uzun mesafeli dış mekan yeraltı tesisatlarında kullanılır.
RG59, daha ince bir merkez iletkene sahip olduğu için geçmiş yıllarda standart analog televizyon yayınlarında sıkça kullanılmış olan, günümüzde ise kullanım alanı daralan bir kablo türüdür. Yüksek frekanslarda ve uzun mesafelerde sinyal kaybı yaşadığı için uydu veya internet yerine, genellikle kısa mesafeli analog güvenlik kamerası (CCTV) kurulumlarında ve cihaz içi bağlantılarda tercih edilmektedir.
Bir koaksiyel kablonun performansını belirleyen en önemli unsurlardan biri, kablonun cihazlarla bağlantısını sağlayan konnektörlerin kalitesi ve türüdür. Kablo ne kadar kaliteli olursa olsun, yanlış veya gevşek bir konnektör tüm sinyalin bozulmasına yol açar; bu nedenle kullanım alanına göre tasarlanmış çeşitli uç tipleri bulunmaktadır.
Ev kullanımında en çok karşımıza çıkan, vidalı yapıya sahip standart konnektör tipidir. Televizyonların arkasında, uydu alıcılarında ve kablo modemlerde kullanılır. Kablonun merkez iletken telinin doğrudan konnektörün pini olarak görev yaptığı bu uçlar, vidalanarak takıldığı için sarsıntılardan etkilenmeyen güvenli bir bağlantı sunar.
Vidalı değil, bastırıp çevirerek (kilitli) takılan özel bir konnektör türüdür. Özellikle güvenlik kameralarının kayıt cihazlarına bağlanmasında, laboratuvarlardaki test cihazlarında ve profesyonel stüdyo ekipmanlarında kullanılır. Hızlı bir şekilde takılıp çıkarılabilmesi ve kilit mekanizması sayesinde kendi kendine gevşememesi en büyük avantajıdır.
N Tipi konnektörler daha çok dış mekanlarda, kalın kablolarla baz istasyonları ve radyo vericilerinde kullanılan, suya ve hava şartlarına dayanıklı büyük uçlardır. SMA konnektörler ise bunun tam tersine son derece küçük, vidalı uçlar olup Wi-Fi router antenlerinde, el telsizlerinde ve dronların kumanda sistemlerinde tercih edilir.
Teknolojik altyapı kurulumlarında, ev içi tesisat yenilemelerinde ve günlük kullanımlarda koaksiyel kablolarla ilgili kullanıcıların aklına takılan pek çok teknik detay bulunmaktadır. Doğru kabloyu seçmek ve sistemden en iyi verimi almak adına en çok merak edilen soruların yanıtlarını aşağıda bulabilirsiniz.
Koaksiyel kablolar veriyi bakır iletken üzerinden elektriksel sinyaller halinde taşırken, fiber optik kablolar veriyi cam veya plastik teller üzerinden ışık sinyalleri şeklinde taşır. Fiber optik kablolar elektromanyetik parazitlerden hiçbir şekilde etkilenmezler ve koaksiyel kablolara göre çok daha yüksek hızlarda, çok daha uzak mesafelere veri aktarabilirler. Ancak koaksiyel kabloların kurulumu daha kolay, maliyeti daha düşük ve bükülmelere karşı fiziksel dayanımı daha yüksektir.
Kablo kılıfının rengi, kablonun iç yapısındaki elektriksel kaliteyi doğrudan etkilemez, ancak kullanım alanını belirten bir standart olarak kullanılır. Genellikle yeşil renkli koaksiyel kablolar (RG6 U6 vb.), dış mekan kullanımına uygun, güneşe (UV ışınlarına), yağmura ve ısı farklılıklarına dayanıklı malzemelerden üretilir. Beyaz veya gri kablolar ise daha estetik görünmeleri amacıyla ev içi tesisat sıva üstü uygulamaları için tasarlanmıştır ve dış mekan şartlarına yeşil kablolar kadar dayanıklı değillerdir.
Evet, koaksiyel kablolara ek yapılabilir ancak bu işlem sıradan elektrik kabloları gibi uçları birbirine burarak veya bantlayarak kesinlikle yapılmamalıdır. Kablonun ortasından ek yapmak için iki uca da F konnektör takılmalı ve araya "F ara adaptör" (fıçı) adı verilen metal birleştiriciler konulmalıdır. Doğru konnektörlerle yapılan eklemelerde sinyal kaybı yaşansa da bu kayıp gözle görülür bir kalite düşüşüne neden olmaz; ancak bir hatta çok fazla ek noktası bulunması sinyal direncini artırarak sorun yaratabilir.
Evinize kablonet veya benzeri bir geniş bant internet hizmeti bağlatıyorsanız, dış ortamdan evin içine kadar çekilecek en uygun standart RG6 (genellikle RG6 U6) koaksiyel kablodur. Bu kablolar 75 Ohm empedans değerleri ve güçlü dış zırhları sayesinde yüksek hızlı internet frekanslarını kayıpsız taşımak için en ideal seçimdir.
Evet, her iletken kabloda olduğu gibi koaksiyel kablolarda da mesafe uzadıkça zayıflama (attenuation) dediğimiz sinyal gücü düşüşü yaşanır. RG6 gibi kaliteli bir kabloda 30-40 metreye kadar olan mesafelerde genellikle gözle görülür bir görüntü kalitesi bozulması yaşanmaz. Ancak kablo metrajı çok daha fazla uzadığında sinyal hedefe zayıflamış olarak ulaşacağı için ekranda donmalar, sinyal yok hataları veya internet kopmaları görülebilir; bu tür durumlarda araya sinyal yükseltici (amplifikatör) cihazlar konması gerekir.
Genel kullanım performansı açısından RG6 kablolar, RG59 kablolara göre çok daha üstündür. RG6'nın merkez iletkeni daha kalın olduğu için daha yüksek bant genişliği sunar ve sinyali çok daha uzun mesafelere taşıyabilir. Uydu alıcıları, HD televizyon yayınları ve internet için RG6 kullanmak bir zorunlulukken; RG59 sadece çok kısa mesafeli analog güvenlik kamerası bağlantıları gibi düşük bant genişliği gerektiren basit işlemlerde tercih edilebilir.
Özetlemek gerekirse; merkezindeki bakır iletkeni saran yalıtkan katmanları ve Faraday kafesi mantığıyla çalışan zırhlı yapısıyla koaksiyel kablolar, yüksek frekanslı sinyalleri dış parazitlerden koruyarak iletme konusunda rakipsiz donanımlardır. Evlerimizdeki uydu alıcılarından baz istasyonlarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu teknoloji, ihtiyaca göre 50 Ohm veya 75 Ohm gibi türlere ayrılırken RG6, RG11 gibi modelleriyle farklı mesafe gereksinimlerine yanıt verir. Fiber optik teknolojisi gelişmeye devam etse de, esnekliği, kolay kurulumu ve F ya da BNC konnektörlerle sağladığı dayanıklı bağlantı seçenekleri sayesinde koaksiyel kablolar uzun yıllar daha haberleşme dünyasının vazgeçilmez bir parçası olmaya devam edecektir.